Gladio Nedir ?

Reklamlar

Gladionun Tarihi ve Görevleri

Kurtlar Vadisi Gladio Set Resimleri

4

İşte filmde anlatılmak istenen bazı konular

https://i2.wp.com/www.kurtlarvadisigladio.web.tr/wp-content/themes/gladio/images/webafis.png

*  Cumhurbaşkanı Turgut Özal Kerkük’e girecek diye mi zehirlendi?
* Cem Ersever Gladio’nun hangi gerçeğini öğrendiği için öldürüldü?
* Apo suikastini Gladio nasıl önledi?
* 28 Şubat süreci bin yıl sürecekken 5 yılda nasıl sona erdi?
* Kim Washington’dan gelen telefonla darbe girişiminden vazgeçti

Tüm soruların cevabı çok yakında Kurtlar Vadisi Gladio’da..

Gladio’nun İkinci Adamı Kim?

Evet iskender büyük’ün fragmanda söylediği gladio’nun ikinci adamı kim sizce?

Cem Ersever Kimdir?

Kurtlar Vadisi Gladio filminde geçen bir diğer isim..Bir zamanların istihbarat başkanlarından Cem Ersever Kimdir? bu yazımızda onunla ilgili bilgiler vermeye çalışacağız.

1950 Erzurum doğumlu. Kerkük Türkleri’ndendir. Resmi adı İstihbarat Grup Komutanlığı olan, halk arasında Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele adıyla anılan biriminin kurucusu ve komutanı olan Jandarma subayı.

Ersever, Güneydoğu Anadolu’da PKK ile yapılan gerilla ve istihbarat çalışmalarının tümünde yer almış, silahlı çatışmalara bizzat katılmış, tüm faaliyetleri yönetmiş, PKK’ya yardım ve yataklık eden kişi ve guruplarla iritbat kurmuş, bunları tam yetkiyle ve Komutanlığa doğrudan bağlı olarak yürütmüştür.

Ersever ile Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu arasındaki ilişki olduğu ve Ersever’in Velioğlu’ndan çok iyi istihbarat aldığı, avukatı Emin Emir (MHP’nin eski lideri Alparslan Türkeş’in de avukatı) tarafından ifade edilmiştir. Özellikle 1989-1990 yıllarında bu ikilinin çok sık görüştüğünden bahseden bahseden Emir, Ersever’in o dönem ‘Düşmanımın düşmanı dostumdur’ ilkesiyle hareket ettiğini ve ayrıca Hizbullah’ın devlet tarafından kurulduğuna dair Ersever’den herhangi bir şey duymadığını da belirtmiştir.

Ersever, Aydınlık gazetesinden Soner Yalçın’a yaptığı açıklamalarda, Yeşil kod adıyla tanınan Mahmut Yıldırım ve bazı faili meçhuller ile ilgili bilgiler verdi.

Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis‘in kuşkulu bir uçak kazasında ölümünden bir ay kadar sonra, binbaşı rütbesindeyken, 17 Mart 1993′de 30 arkadaşı ile birlikte görevinden istifa etti. İstifa mektubunda “Güneydoğu’da yetkili organlar içerisinde oluşturulan bir çete, cereyan eden hadiselerin gerçek boyutlarının Türk Milleti tarafından görülmesini engellemektedir” diyor ve yaşanan gerçekleri ve PKK ile mücadelenin eksikliklerini kamuoyuna duyurmaya çalışacağını açıklıyordu.

Bu arada PKK ile psikolojik mücadele yöntemi olarak Ahmet Aydın takma adıyla “Üçgendeki Tezgah” ve “APO-PKK-Kürtler” isimli kitapları yazmış, ancak geçim sıkıntısı içine düşmüştü. İşadamı Alparslan Ertuğ ile ilişki içindeydi ve eğer kendisine birşey olursa Güneydoğu’dan tanıdığı Hanefi Avcı‘ya haber vermesini istemişti.

Ersever, Aydınlık gazetesine anlattıklarıyla ilgili olarak mahkemeye ifade vermek için 24 Ekim 1993′te Ankara’ya gitti ve bir daha kendisinden haber alınamadı.

1 Kasım’da Ankara Çamlıdere’de sevgilisi Neval Boz’un, 2 Kasım’da Ankara Polatlı’da itirafçı Murat Demir’in ve 4 Kasım 1993′de Ankara Elmadağ’da Ahmet Cem Ersever’in cesetleri jandarma tarafından bulundu. Birbirlerini tanıyan bu üç kişiyi kimlerin öldürdüğü bir sır olarak kaldı.

Turgut Özal suikastı hakkındaki iddialar

Anavatan Partisi milletvekillerinden Faik Tarımcıoğlu suikast sırasında salonda makineli tüfekli bir kişinin daha olduğunu ve o esnada yaşanan kargaşadan yararlanıp kaçmayı başardığını fark etmişitr. Sonradan Kartal Demirağ’ın suikastta kullandığı silahın yalnızca iki kez ateş edilebilen bir silah olduğu, şarjöründeki yayda bulunan bir mekanizmanın silahın üçüncü kez ateş etmesini önlediği de tespit edilmiştir. Bu durum makineli tüfekli kişinin suikast sonrasında Kartal Demirağ’ı konuşmaması için öldürmeyi planladığı ve Demirağ’a kendisini korumasına fırsat vermemek için bu silahın verildiği şeklinde yorumlanmıştır.Ayrıca kardeşi Korkut Özal’a göre Özal’ın kendisine yönelik suikast girişimini soruşturmuş ve arkasındaki gücün ne olduğu konusunda bir noktaya kadar gelmiştir. Ancak gerçeği anlayınca “Madem öyleyse, kalsın…” diyerek suikastın üzerine daha fazla gidememiştir. Korkut Özal kardeşinin kendisine olayın arkasındaki örgütün ne olduğunu söylediği ancak verdiği bu sırrı ağabeyinin müsade etmediği için açıklayamayacağını söylemektedir. Özal’a yönelik gerçekleştirilen suikastın arkasında Ergenekon adlı örgütün olduğu da iddia edilmiştir.

Özal Suikastının soruşturulmasına dönemin Millî Güvenlik Kurulu genel Sekreteri Sabri Yirmibeşoğlu’nun engel olduğu yönünde iddialar da vardır.

Özal Emlakbank’ı dolandırmakla suçlanan Afyonlu işadamı Kemal Horzum’dan kuşkulanmıştır. Banka bünyesinde Horzum’u soruşturan komisyona, suikast işiyle de ilgilenmelerini istemiş. Komisyon üyeleri suikastçı Kartal Demirağ’ın ve Horzum’un memleketi olan Afyon’a gitmiştir. Orada ne bulduklarını komisyon üyelerinden Uğur Tönük, daha sonra TBMM’de kurulan Horzum Araştırma Komisyonu’na şu sözlerle anlatmıştır: “Afyon Dazkırı’da 1974-77 seneleri arasında Ege’de meydana gelen sol hareketleri önlemek için bir kontrgerilla teşkilatı kurulduğunu, Kartal Demirağ’ın da bu teşkilatın yetişmiş bir elemanı olduğunu tespit ettik.”

Komisyon soruşturmayı derinleştirdi ve Özal’ı vuran silahı suikastçı Demirağ’a Kongre salonunda polislerin verdiği yönünde duyumlar aldı. Afyon’daki teşkilatın üzerine gidilmesine karar verildi. Komisyon üyesi Uğur Tönük’e sözlerine göre kendisi bu sıralarda, Ortaköy’de bir villaya davet edildi. MİT görevlisi olduklarını düşündüğü üç görevli kendisine “Bu tahkikatı kesin” dedi ve Sabri Yirmibeşoğlu’nun adını vererek “Paşa kararınızı bekliyor” dediler. Bir süre sonra Tönük soruşturmadan çekildi. Uğur Tönük bu olayı o dönem yalnızca Turgut Özal ile paylaştığını söylemiştir. Yirmibeşoğlu bir yıl sonra Cumhurbaşkanı Özal tarafından emekliye sevkedildi.